Bu yazıyı bloğa başlamadan kısa bir süre önce, hayatında her şeyin kötü gittiğine ve hiçbir şeyin kendi iradesine bağlı olmadığına inanan birisine öfkelendiğim ve yanımda da bulamadığım için yazmıştım. Yazıyı daha sonra blogta yayımladıktan bir süre sonra başka sitelerde gördüğümde ise çok şaşırmıştım. Bu yazının bu kadar beğenileceğini aklımın ucundan bile geçirmemiştim çünkü. İsmimle yayınlamayanlar başlangıçta beni kızdırmış olsa da, iyi yazabildiğimi görmemi sağladıkları için daha sonra onlara kızmak yerine minnet duydum. Dahası bu yazıyı blogta yayınladıktan tam 1 yıl sonra Sevgili Patricia Muradi’nin aracılığıyla “Genç Gelişim” dergisiyle irtibata geçtim. Bu yazı hariç 5 yazım derginin 2008 Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında basıldı. Bu aşamadan sonra özel nedenlerle daha fazla yazı gönderemedim ve blogu da bıraktım. Şimdi tekrar aranızdayım. Bu yazının ardından diğerlerini de blogtan tekrar yayınlayacağım.
Hayat bir matematik hesabından başka bir şey değildir aslında. Davranışta bulunurken sana neler getireceği ve senden neler alabileceği üzerinde düşünür de davranırsan daha az acı çekersin. "Keşke" diye bir şey yok. Sende olan aklın sana zaten bunun için verilmiştir. Yapacağın şeyin sonucunu düşünmelisin. İnsanlar eylemlerinde özgürdür.
Kendi davranışlarından bizzat kendisi sorumludur insan. Özgür iradesiyle karar verdiği bir davranışın sonuçlarına katlanamayacaksa niye yapar o zaman?
Bazen kötü iki şeyden birini seçmek zorunda kalırsın. O zaman da biraz kadercilikle işin içinden yine sıyrılırsın. Demek ki birini yaşamak zorundasın. Çünkü hiç bir şey tesadüf değil. Bu hayat bize bir şeyler öğretmek için çok özenilerek hazırlanmış. Başına gelen her olay insan için bir fırsat. Anlayabilene...
Neden insanlar geçmişi unutmaz? Geçmiş, gelecekte aynı hatayı yapmamak için vardır. Ama geçmişe takılıp kalmak da, bizim için ne getireceği belli olmayan bir gelecek için endişe duymak da yanlış. Doğrusu; geçmişten ders alıp geleceğe hazırlanırken "an"da kalmak. Çünkü geçmiş adı üstünde geçmişte kaldı. Gelecek ise henüz gelmedi. Bizi biz yapan "an"da yaşadıklarımız ve "an"da seçtiklerimizdir.
"Keşke" insanı mutsuz etmekten başka hiç bir şeye yaramaz...







