HAYATA DAİR

NEDEN ve NASIL KEŞKESİZ BİR HAYAT

8.9.2008 • Kategori: HAYATA DAIR KENDI KALEMIMDEN

Bu yazıyı bloğa başlamadan kısa bir süre önce, hayatında her şeyin kötü gittiğine ve hiçbir şeyin kendi iradesine bağlı olmadığına inanan birisine öfkelendiğim ve yanımda da bulamadığım için yazmıştım. Yazıyı daha sonra blogta yayımladıktan bir süre sonra  başka sitelerde gördüğümde ise çok şaşırmıştım. Bu yazının bu kadar beğenileceğini aklımın ucundan bile geçirmemiştim çünkü. İsmimle yayınlamayanlar başlangıçta beni kızdırmış olsa da, iyi yazabildiğimi görmemi sağladıkları için daha sonra onlara kızmak yerine minnet duydum. Dahası bu yazıyı blogta yayınladıktan tam 1 yıl sonra Sevgili Patricia Muradi’nin aracılığıyla “Genç Gelişim” dergisiyle irtibata geçtim. Bu yazı hariç 5 yazım derginin 2008 Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında basıldı. Bu aşamadan sonra özel nedenlerle daha fazla yazı gönderemedim ve blogu da bıraktım. Şimdi tekrar aranızdayım. Bu yazının ardından diğerlerini de blogtan tekrar yayınlayacağım.


Hayat bir matematik hesabından başka bir şey değildir aslında. Davranışta bulunurken sana neler getireceği ve senden neler alabileceği üzerinde düşünür de davranırsan daha az acı çekersin. "Keşke" diye bir şey yok. Sende olan aklın sana zaten bunun için verilmiştir. Yapacağın şeyin sonucunu düşünmelisin. İnsanlar eylemlerinde özgürdür.


Kendi davranışlarından bizzat kendisi sorumludur insan. Özgür iradesiyle karar verdiği bir davranışın sonuçlarına katlanamayacaksa niye yapar o zaman?


Bazen kötü iki şeyden birini seçmek zorunda kalırsın. O zaman da biraz kadercilikle işin içinden yine sıyrılırsın. Demek ki birini yaşamak zorundasın. Çünkü hiç bir şey tesadüf değil. Bu hayat bize bir şeyler öğretmek için çok özenilerek hazırlanmış. Başına gelen her olay insan için bir fırsat. Anlayabilene...

 

Neden insanlar geçmişi unutmaz? Geçmiş, gelecekte aynı hatayı yapmamak için vardır. Ama geçmişe takılıp kalmak da, bizim için ne getireceği belli olmayan bir gelecek için endişe duymak da yanlış. Doğrusu; geçmişten ders alıp geleceğe hazırlanırken "an"da kalmak. Çünkü geçmiş adı üstünde geçmişte kaldı. Gelecek ise henüz gelmedi. Bizi biz yapan "an"da yaşadıklarımız ve "an"da seçtiklerimizdir.


"Keşke" insanı mutsuz etmekten başka hiç bir şeye yaramaz...

 

ÖZLEM KAHVECİOĞLU (12 Şubat 2007)

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

3 yorum yazılmıştır

Yazan:sedef | Tarih: 2009-04-26 18:32:24
Konu: hayata dair

süper olmuş yaa ben performans ödewimi burdan kopya çekerek yaptım çok yardımcı oldunuz saolun

Bağlantı »

Yazan:isimsiz | Tarih: 2009-03-15 13:05:19
Konu: keşkesiz hayat ya da nietzscheci bir bakış açısıyla hayat

Özlem Kahvecioğlu'nun bu yazısını okuduğumda bir an için ülkeme dair düşüncelerimin etrafını kaplayan kara, heybetli bulutlarda küçük bir yırtılma olduğunu ve küçük de olsa bir ışık hüzmesinin yüzümü aydınlattığını farkettim. Bu yazı yaşadığı hayatın bir sorumluluk ihtiva ettiğinin bilincine varmış bir kişinin elinden çıkmış; hata yapmaya yaptığı vurgunun insanı eylemde bulunmaya cesaretlendiren bir doğası var. Ve bizim bu tarz bir bakış açısına özellikle içinde yaşadığımız kültürün kaderci doğasından dolayı çok fazla ihtiyacımız var. Keşkeye duyulan öfke yapılandan duyulan pişmanlığın insanı eylemsiz kalmya iten karamsarlığının sert bir eleştirisinin bir dışavurumu aslında.
Bu açıdan Nietzscheden bir parça var aslında bu küçük yazıda.Nietzsche her ne kadar düşüncelerinin bütünlüğü dikkate alındığında bambaşka şeyler ifade etmeye çalışsa da bu yazıyı okuduktan sonra Nietzsceden bahsetmeden edemedim. Nietzschede de olumsuz olan olumlu olanı besler: "Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir" Hatalar insanın varlığına son vermedikleri sürece insanı güçlendirirler. Bu da keşkeyi anlamsızlaştırır. Tabi bu da elbette ki hata yapmayı keyfiyete dönüşteremez çünkü Özlem'in çok belirgin bir şekilde vurguladığı üzere insan eylemlerinden sorumludur. Bu açıdan her olumsuzluktan alınacak bir ders vardır. Zira "Karanlık henüz doğmamış şafaktır"
saygılarımla

Bağlantı »

Yazan:sevdalibulut | Tarih: 2008-09-09 09:56:56
Konu: Günaydın

"Keşke" denilmesinde veya denil-e-memesinde
kişinin kendisi midir tek sorumlu?

Bu soru oluştu aklımda yazını okurken...

Dostlukla

Düzenleyen ozlemkahvecioglu gün: 13.9.2008 saat: 13:11

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »