HAYATA DAİR

ZİHNİN İLLÜZYONLARINI BİLİNÇLE YENMEK

7.9.2008 • Kategori: HAYATA DAIR KENDI KALEMIMDEN

Neden Geldik Bu Hayata? Madem Ölecektik Neden Doğduk? Bu soruları siz de kendinize eminim ki soruyorsunuz.

 

Hayatımızda gerçek sandığımız pek çok şey aslında gerçek değil. Hepsi sadece bir illüzyondan ibaret. Ailemiz, çocuklarımız, evimiz, arabamız, işimiz ve hatta bedenimiz. Hepsi fiziksel dünyanın illüzyonlarından ibaret. Bunun anlamı ; bu hayata bir iş, bir aile, bir araba yada bir ev sahibi olmak için gelmediğimizdir. Ama bunlar olmadan burada kalabilmemiz de pek mümkün görünmemektedir. Yani bütün bunları terk ederek yaşamak da bütünlüğün bozulmasına neden olur. Aynen bir fincan yada onun yerini tutacak bir araç olmadan kahve içemeyeceğimiz gibi, karnımızı doyurmak için bir işimizin olması, sevgiyi tadabilmek için insanlarla birlikte yaşamamız gerekmektedir. Bedenimiz olmadan da bu dünyanın frekansına uyum sağlayamayız. “Yaradan isteseydi bizi nur beden olarak da yaratabilirdi” diyor Ender Saraç.

 

Doğum ve ölüm. Hayatın en basit ve temel iki gerçeği gibi gördüğümüz bu iki şey bile gerçek değil. Pek çoğumuzun tüylerini ürperten, üzerinde konuşulmasından bile rahatsızlık duyduğu bir konu ölüm. Ölümü yok sayarak yaşamaya çalışanlar kadar, ölümü büyük bir korku haline getirip yaşayamayanlar da var. Bu korku türlü hastalıklara neden oluyor ve insanlar bu korkunun temeline inmek yerine bu hastalıkların tedavisiyle uğraşıyorlar ne yazık ki. Bu yüzden hayatı bir kabus haline dönen pek çok insan var.

 

Her şey ama her şey bir illüzyondan ibaret. Nasıl rüyadayken her şeyin gerçek olduğunu zannediyorsak ve uyandığımızda “rüyaymış” diyorsak, bu dünyadaki her şeyin bir illüzyon yada yanılsama olduğunu anlamak için ölmemiz gerekiyor. Peki ama neden bütün bunlar var ve neden biz bunları yaşıyoruz yada en azından yaşıyoruz gibi geliyor bize?

 

Elbette bütün bunların bir amacı ve bir planlayıcısı var. İşte hayata niye geldiğimiz sorusunun cevabını da yine ölümün neden varolduğunu anladığımız noktada bulabiliriz. Ölüm yaşayan her canlının yaşamak zorunda olduğu bir şeydir. Ölüm korkusu ise yalnızca zihnin korkusudur. Zihin soyut gibi görünse de beden olmadan faaliyet gösteremeyen bir şeydir. Ve zihin her şeyi bilemez. Örneğin siz sevgiyi, huzuru yada mutluluğu zihninizle kavrayamazsınız. Hiçbir şeye hatta bazen kendinize bile katlanamadığınızı hissettiğinizde, katlanamadığınız aslında zihninizle algıladıklarınızdır ve hatta zihninizdir. Katlanamayan ise duygusal bir ıstırap duyan biliciniz yada ruhunuzdur. Zihin sadece çıkarımlar yapar, yargılar ve günlük hayatta işimize yarayacak konularda bize yardımcı olur. Bunun dışında acıyı hisseden başka bir şeydir. Bu şey de sizin özünüz, asıl olan “siz”, yani “ben” dediğiniz bilicinizdir. Acıyı zihniniz değil “ben”liğiniz çeker. Gerçek olan da işte tam olarak odur. Ancak biz bu dünyaya doğarken bir bedenle doğmak zorundayızdır ve bu dünyada kalabilmek için de o zihne ihtiyacımız var. Onun gerekli olması ise gerçek olanın o olduğu anlamını taşımaz. Gereklidir, ama biz zihnimizden ibaret değiliz. Zihin bedene ait bir şey olduğuna göre ve beden de bir gün yok olacağına göre, zihnin algıladığı şey, kendisinin de bir gün yok olacağıdır. Zihin bunu tehdit olarak algılar. Bunun için de ölümün gerçek bir yok oluş değil de gerçek varoluşa geçiş için bir kapı olduğunu zihninizle değil, ancak bilincinizle anlayabilirsiniz.

 

Yaşamın Anlamını Oyunla Çözmek

Evet ölüm bir yok oluş değil, gerçek varoluşa açılan bir kapıdır. Onu yaşıyor olmamızın nedeni de bu dünyada bulunduğu sınırlı zaman dilimi içinde varolan her bireyin gerçek varoluşun ne olduğunu burada deneyimleyememe ihtimaline karşı Yaradan’ın koyduğu bir alternatiftir. Yani bu dünyada, bu bedenlenmiş halimizdeyken de O’na ulaşmak mümkündür, ancak bu çok zordur. İşte bunun için de ölüm dediğimiz bu olayı yaşıyoruz. Bu noktada hayata niye geldiğimizin cevabını buluyoruz.

 

Herkesin bu dünyada bulunuşunun ortak bir amacı vardır. O’nu burada bulmak. Bütün dinlerde ve öğretilerde bu böyledir. O’ndan geldiğimiz ve yine O’na döneceğimiz. Asıl amaç ise bu bedendeyken ve bu fiziksel ortamdayken O’nu bulmamızdır. Ancak bu gerçekleştirilmesi çok zor olan bir şeydir.

 

Sanırım Yaradan bizim oyun oynamamızı istiyor. Bu çok da inanılmaz gelmiyor düşününce. Bir çocuk dış dünyayı oyunla algılamıyor mu? Oyun oynamanın bir çocuk için ne kadar gerekli olduğunu artık pedogog, psikolog yada çocuk gelişimcileri yeterince anlatmış durumda. Bir çocuk oyun oynayarak dünyayı anlıyor da neden biz de oyun oynayarak Yaradan’ı arıyor olmayalım. Ancak bu oyunda bizler O’nun oyuncakları değil oyuncuları oluyoruz ve bu oyunda kaybedenler hile yapanlar ve oyunun sonunu getirmekten kaçanlar olacak. Kuralları biz koymadık. Kuralları koyan, bizim burada gerektiği kadar kalıp, görevimizi yerine getirmemizden başka bir şey beklemiyor. Görevimiz de O’nu bulmak. Şimdi siz sizin geldiğiniz sebeple buraya gelmiş birisine zarar verebilir misiniz böyle düşününce? Ve çocuklarınızın gerçek sahipleri olmadığınızı, Yaradan’ın size inanıp emanet ettiği çocuklarımız olan diğer bireylere sadece refakat etmeniz gerektiğini anlayabiliyor musunuz?

 

Özlem KAHVECİOĞLU
GENÇ GELİŞİM DERGİSİ - Temmuz 2008

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

3 yorum yazılmıştır

Yazan:mabeh | Tarih: 2008-12-11 01:12:58
Konu: hayat illüzyonu

hayat illüzyonu diye bir şey yoktur. çünkü illüzyon kelimesi var olanı hilelerle onu yok olduğuna ikna kabiliyetidir. harun yahya bunu düşünerek aslında bir yayımcı olduğunu yazar dışında cümleleriyle de belli ediyor. sende var olmayan bir şeyi var gibi göstermekte sahtekarlıktır. (sözüm meclis dışı) yazılarınız geneli başarılı ama bu takım yazılarda nerelere değiniyoruz dikkat etmemiz gerekir. beni anlarsanız sevinirim. Anlamazsanız da problem yok

Bağlantı »

Yazan:08ayhanca06 | Tarih: 2008-09-26 23:17:54
Konu: Slm

Mübarek Kadir Gecenizi kutlar, Tüm İslam alemine hayırlara vesile olmasını dilerim. Bu gecenin feyz ve bereketinden nasiplenen kullardan olmanız temennisiyle, hayırlı kandiller dilerim. A.e.olun, Selam ve Dua ile...

Bağlantı »

Yazan:birazsiir | Tarih: 2008-09-24 11:40:11
Konu: ...

güzel yazı beğendim...

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »